Anal Fistül Nedir?

Bağırsak ve makat derisi arasında kötü huylu bir kanal oluşur işte bu kanala anal fistül denmektedir. Bu anal fistülün oluşması için birçok sebep sayılabilir. Fakat yüksek oranla anal apse sonucu oluştuğunu söylemek doğru olacaktır. Diğer sebepler arasında kanser ve travma sonucu anal fistül oluşması varsa bu tür sebeplerden dolayı çok nadir anal fistül oluşur. Daha çok Crohn hastalığı, cinsen yolla bulaşma ihtimali daha yüksektir.

Anal fistülle karşı karşıya olan kişiler bunu nasıl anlayacaklar diye kısaca incelemek gerekirse de;

Kişi gün içerisinde makat bölgesinden bir ağrı hisseder. Bu ağrı özellikle oturduğu vakit ve tuvalet sırasında daha bariz bir şekilde hissedilir.

Yine bu bölgede elle belli olan bir şişme ve kızarıklık oluşur.

Makat bölgesinden belli bir süre sonra akıntı oluşmaya başlar. Bu akıntı kötü kokulu bir akıntıdır.

Son olarak da dışkı yaparken şiddetli bir ağrı hissedilir ve kanama meydana gelir.

Fistül Tedavisi Şart Mı?

Bazı hastalıklar vardır ki tedavi olmadan geçmesi mümkün değildir. İşte bunlardan bir tanesi de fistül hastalığı. Bu sebeple fistül tedavisi kesinlikle şart. Kişi fistül hastalığına yakalanıp bunun farkında olduğu halde ertelediği her vakit fistülün seviyesinin artmasına sebep olacaktır. Fistülde son yıllarda başarı oranı artsa da tedavisi %100 sonuç veren bir hastalık değildir. Bu sebeple kişiler anladıkları vakit tedavi olmalı ve hastalık daha fazla artmadan tedavi olmalıdır.

Lazerle Fistül Tedavisi

Fistül tedavisinde ameliyat son yıllarda artık pek tercih edilmemektedir. Çünkü ameliyat olan kişilerde fistülün tekrarlama olasılığı yüksektir ve dışkı ve gaz tutamama gibi sorunlarla karşı karşıya kalınmaktadır. Bu sebeple son yıllarda lazerle fistül tedavisi modadır.

Lazerle fistül tedavisinin basit bir mantığı vardır. Prob yardımıyla lazer fistülü sıkıştırır ve yolu kapatır. Bu sayede fistül sorunundan kişi kurtulmuş olur ve günlük hayatına geri döner. Lazerle tedavide de %100 başarıdan söz etmek mümkün değildir. Fakat ameliyatsız tedavi yöntemine göre başarı oranı oldukça yüksektir ve yan etkiler de neredeyse hiç görülmemektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir